Gönderen: dnzrn | 07/12/2011

Gezginder Dağcılık Eğitimi

Geçen aydan beri Gezginder‘in düzenlediği Dağcılık, Kampçılık ve Doğa Yürüyüşü eğitimine katılıyoruz. Şu ana kadar ekipman, giyim, kampçılık, yürüyüş ve düğümleri gördük. Eğitim alan ekipte büyük çoğunluk ODTÜ’den.  ODTÜ DKSK‘nın anlamsız kurallarından ve “politik” oyunlarından sıkılıp, daha ciddi ve profesyonel eğitim almaya karar vererek bulmuşlar Gezginder’i. Herkes çok sıcak, cana yakın ve enerjik.

Eğitmenimiz Deniz. Kendisi tecrübeli bir dağcı ve başarılı bir fotoğraf sanatçısı. Deniz ayrıca kısa filmler çekiyor. Şehirlere hapsolmuş, kapalı hayatlar süren insanların pek çoğunun dağları, gölleri, ormanları sadece ekranlardan izleyebildiğini düşününce,  aslında, Deniz’in film çekimi ile ilgilenmesinin ne kadar faydalı olduğunu kavrayabiliyorum.

İnsanın kendini gerçekleştirmesi ve anlaması için üzerinde yaşadığı dünyayı tanımasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Gezginder sık sık doğa yürüyüşleri ve kamplar düzenliyor.  Arada sırada terkedin şehirleri, gezin, şehirdekiler, biraz daha dolu yaşayın…

Reklamlar

İsim iddialı! Squash Türkiye Grand Prix! Gel gelelim bir defa daha Türkiye’de bu tip organizasyonların ne kadar beceriksizce düzenlendiğinin bir kanıtından öteye gidemedi bu turnuva.

Turnuvadan iki hafta önceden yetkililerin lisans gerekmediğini söylemesi üzerine lisans çıkarmadık. Turnuva alanına geldiğimizde lisansımız olmadığı için bizi alamayacaklarını söylediler. Katılımcıların aşağı yukarı beşte biri lisanssızdı. Bunlar mağdur olmasın diye, yetkililer hemen sütten, fasulyeden bir fikstür daha ayarladılar. 130 küsür katılımcılı turnuvada 20 kişi kendi aralarında oynamaya terkedildi. Bir bakıma yine amatör sporcular, profesyonellere sponsor olmuş oldu. Üstelik pek çok kişiden katılım bedeli olarak 15 TL toplanmasına rağmen bizden 30 TL alındı. Karşılığında verilen, uygun bedeni olmayan, yarı uyduruk T-shirtlere 40$ bedel biçildi. Web sitesine baksanız, ne linkler doğru dürüst çalışıyor, ne bir açıklama var, ne de fikstür belli. Turnuva broşürlerinde hem kadın/erkek, hem yaş kategorileri olacağı yazıyordu. Yalan oldu. Bir anda eleme usulüne dönüverdiler. Saat 7 oldu fikstür belli değil. Yetkililer iki günde nasıl ayarlayalım diyorlar turnuvayı. Belli ki hayatlarında orta çapta bir organizasyon bile yapmamışlar. Halbu ki bir hafta öncesinden kaç kişinin katılacağı, kimlerin katılacağı hep belliydi. Maalesef bizde böyle. Mazeret, mazeret…  Squash Türkiye’de gelişmekte olan spor dallarından sayılıyor. Böyle giderse ne kadar gelişebilir orası tartışılır.

Sonuç: sinir harbi, bir defa daha amatör sporculuğun arka plana itildiğini gözlemlemek, hayal kırıklığı.

En azından birkaç kişinin eposta adresini alabildim. Belki ileriki tarihlerde daha becerikli kişiler tarafından yapılacak organizasyonlarda bir araya gelebiliriz diye düşünüyorum.

 

Gönderen: dnzrn | 23/10/2011

Sütlü Meyveli Sporcu İçeceği

Düzenli spor yapanların en önemli ihtiyaçlarından biri dengeli beslenmedir. Bizler hem idman içinde kaybettiğimiz enerjiyi yenileyecek, hem de yıkılan kasların tekrar yapılması için birtakım yapıtaşlarını içerecek besinlere ihtiaç duyarız. Aldığımız takviye besinler de genelde lezzetsiz, pahalı ve katkı maddesi içerikli olurlar.

İşte bütün idman öncesi ve sonrası ihtiyacımızı karşılacayak olan, lezzetli ve doğal tariflerden biri: Smoothie !

Malzemeleri ve yapım aşamalarını aşağıdaki fotoğraflarda görebilirsiniz. Malzemeleri ihtiyacınız ve damak tadınız doğrultusunda değiştirebilirsiniz.

Malzemeler:

  • 1. meyve: 1 adet muz
  • 2. meyve: (zevke göre: 2 elma | 2 armut | 1 şeftali | çilek, yabanmersini, böğürtlen karması | küçük bir dilim kavun)
  • 1 yemek kaşığı öğütülmüş keten tohumu
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 yemek kaşığı sade dondurma (katkısız olmasından ötürü AOÇ önerilir)
  • 1 tatlı kaşığı arı sütü & polen & bal karışımı
  • 1 tatlı kaşığı fıstık ezmesi (doğal olması için fıstık ezmesini kendiniz yapabilirsiniz)
  • 1 tutam tarçın (özellikle elma kullandıysanız)
  • tüm malzemeyi 1 lt ye tamamlayacak kadar günlük süt
  • Whey Protein (ne yazık ki artık yurtdışından getirtemediğimizden bunun katkısız ve aromasızını bulmak oldukça güç)
Basit biçimde hepsini rondonun haznesine atıp öğütün. Unutmayın bu takviye besindir, öğünlerinizin yerini tutmaz. Ancak spordan önce açlığı bastırmak, spordan sonra enerji ve protein kazanmak için birebir olduğunu göreceksiniz. Ofis sporcuları için de ara öğünlerde tüketilebilecek tamamen sağlıklı ve lezzetli bir içecek.
Afiyet olsun !

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gönderen: dnzrn | 22/10/2011

Asya Avrupa Arasında 15 km

Haftasonu (16 Ekim Pazar) medyada da duyurulduğu gibi İstanbul’da Avrasya Maratonu vardı. Bu koşunun özelliği, dünyada bir kıtada başlayıp diğer kıtada biten tek koşu olması. İki kişi 15 km kategorisinde katıldık.

Koşu Boğaziçi Köprüsü’nün Anadolu tarafında gişelerin hemen öncesinde başlıyor. Maraton, 15 km, 8 km ve 8 km halk koşuları kategorileri var. 8 km koşuları, diğerlerinin 300 metre öncesinden başlatılıyor (diye duyurulmuştu). Koşu günü İstanbul’da rotadakı tüm trafik kapatılıyor. Köprüye Anadolu tarafından ulaşmaya çalıştığımızda gişelerden çok önce polis engeliyle karşılaşıp arabadan inmek zorunda kaldık. Uzun bir yolu şanslı şekilde gittikten sonra ise geçilmesi neredeyse imkansız bir halk koşusu kalabalığıyla karşılaştık. İleride 15 km ve maraton koşacaklar bu bariyeri nasıl aşacak belli değil! Polis desteğiyle geçiş yaptıktan sonra bu sefer de 8 km Start kalabalığını aşmak zorunda kaldık. Umduğumuzun çok üstünde mesafelerden koşarak geçerek çok ilerideki otobüslere çantamızı son dakikada bırakabildik.

Bütün bu engellerle uğraşırken ne yapmamız gerektiğini gösteren hiçbir işaret olmaması, görevlilerin ilgisizliği ne yazık ki bize yine “Türkler bu işleri beceremiyor” dedirtti. Bundan sonra katılacakların bu karmaşaya dikkat ederek çok önceden alana varması, hatta mümkünse Taksimden kalkan servislerle başlangıç noktasına ulaşması tavsiye edilir.

Yan yana başlayan maraton ve 15 km koşusunda hoş bir kalabalık vardı. Start verildikten sonra ilk çip okuma noktasından 2 dakika içinde geçtik. Hemen de kendimizi boğazın üzerinde bulduk. Köprü epey uzundu ve katılımcılar ancak tempoya girdiğinden biraz karışıktı. İnce bir yağmur ve grimsi bir gökyüzünde, koşan insanlarla birlikte motor gürültüsünden uzak İstanbul’u, boğazı seyretmek bir keyifti. Sonrasında hafif çıkışlı Barbaros Bulvarı, Dolmabahçe yanı derken Kabataş’a doğru kendimizi aşağı salıp biraz rahatladık. Haliç’i geçtikten sonra sağa dönüp devam ettik. Bir süre sonra zevksiz bir “karşı taraftan geleni izleme ve acaba ne zaman döneceğiz diye merak etme” kısmı başladı. Maraton koşusu Eyüp’e kadar devam ederken biz (galiba) Unkapanı’nın biraz ilerisinden dönüp kıyı boyunca geri koşmaya başladık.

Gülhane Parkı’na gelmeden hemen önce “14 km” tabelasıyla karşılaştık. Sadece 1 km kalmıştı! Parka sert bir yokuşla çıkmaya başlasak da bitiyor olmasının verdiği motivasyonla ilerledik. Sonra aşağı inmeye başladık.. Sonra Sultanahmet’e doğru tramvay hattından tekrar sert bir yokuş çıkmaya başladık.. ama bir türlü sonra ermiyordu! Neden sonra “son 500 metre” işaretiyle karşılaştık. Anlaşılan önceki 1 km uyarısı yanlış yere konmuştu, bu da tam yokuşlu yerde motivasyonu biraz bozdu. Son 500 metreyi yokuşla bitirdikten sonra Finish’te madalyalarımızı aldık, verilen muz ve meyve sularını hemen mideye indirdik. Bir macera da otobüslerden çanta alma sırasında yaşadıktan sonra çok üşümeden giyindik.

İnce yağan yağmur ile koşu sırasında tam kıvamında bir havada ilerledik. 5 km’de bir çiplerimiz okundu. İlk 5. km’de, sonrasında her 2.5 km’de bir su, sünger ve elma dağıtan istasyonlar biz kullanmasak da başarılıydı. 9.000’i yabancı olmak üzere toplam 20.000 kayıtlı atlet; halk koşusunda ise 80.000 kişi (biraz abartılı gibi) olduğu söylendi. Maraton en iyi derecesini 2.10.58 ile Kenyalı Vincent Kiplagat aldı, en iyi Türk atlet ise 5. oldu. Biz de 1.35.23 ile tutarlı  tempoda, yürüyüşe geçmeden koşuyu tamamladık.

Ne yazık ki fotoğrafımız yok, yarıştan geriye hatıra göğüs numaralarımız ile madalyalarımız kaldı.

Gönderen: dnzrn | 01/10/2011

Berlin Maratonu, 2011

Geçen haftasonu bir konferansa katılmak için gittiğim Berlin’de Berlin Maratonu‘nu canlı izleme şansına eriştim. Bu yarışa geçtiğimiz Şubat ayında kayıt olmaya çalışmış ama 40.000 kişilik kontenjan dolduğu için olamamıştım.

Hemen izlenimlerimi dile getireyim. 40.000 kişi çok fazla! Yarışın başından, 5,5 saat boyunca insan seli durmadı, azalmadı. Berlin sokaklarından aktı ve aktı… Yolun bazı noktalarında karşıdan karşıya geçmek için 10 dakika bekledikten sonra, koşucuların yolunun yarısı, görevlilerce tutulan bir şeritle bloke ediliyordu ve bu sayede yolun yarısına kadar yürüyebiliyorduk. Bir 5 dakika sonra diğer yarısı kapatılıyordu ve sonunda karşı kaldırıma ulaşabiliyorduk.

Avrupanın amatör spora verdiği destek aşikar. 42 km boyunca tüm yol kenarları izleyiciler tarafından doldurulmuş. Saatlerce alkış tutuyorlar. Berlin maratonunun bir özelliği daha var. Dünyanın tamamlanma oranı en yüksek olan maratonu. İzleyicilerin yoğun desteği ve rotanın ilgi çekiciliği bunun sebebi olmalı. O insan seli içinde koşmak, önünüzde, arkanızda, yanınızda onlarca insanın olduğunu görmek bile durmamak için bir sebep. Runtalya 2010’da 25. km den sonra yapayalnız bulmuştum kendimi. Son kilometreler boyunca tek tük koşucu vardı ve izleyicilerimiz çekirdek çitleyen esnaftan oluşuyordu.

Bu sene bir de dünya rekoru kırıldı. Makau Musyoki 42 kmyi 2:03 te koştu. Berlin maratonunu izlemek bile son derece güzel bir tecrübeydi. Sanırım hedeflerim arasına 2012 Berlin maratonunu tamamlamayı da ekleyeceğim. Uzatmayayım, işte fotoğraflar…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gönderen: dnzrn | 01/10/2011

Avrasya Maratonu, 2011

Avrasya Maraotnu‘na 14 gün kaldı. Yeterince idman yapıldı, hazırlıklar tamamlandı. Kıtalar arası bir parkurda ve İstanbul sokaklarında koşma fikrinin verdiği heyecanla hayaller kuruldu. Geri sayım başladı…

Gönderen: dnzrn | 01/10/2011

Bir Amatör Triatletin Dramı

Biliyorsunuz bu blogu büyük bir hayale giden adımlarımın bir güncesini tutmak için açmıştım. Bu hayal, bir demiradam (Ironman) yarışını bitirebilmekti. Kendime koyduğum hedeflerden tam maraton koşma hedefime geçen yıl ulaşmıştım. İkinci önemli hedefim bir Olimpik Triatlon bitirmekti. Yaptığım tüm idmanlar sonucunda öyle sanıyorum ki, artık bunu yapabilecek kapasiteye ulaştım. Türkiye’de gerçekleştirilen birkaç olimpik triatlon yarışından biri de Alanya Triatlonu. Geçtiğimiz hafta bu yarışın organizatörlerinden biriyle görüştüm. Kendisi bana yarış sırasında lider atlet tarafından bisiklet etabında tur bindirilen yarışçıların elendiğini söyledi. Bu geçmiş senelerin sonuçlarında birbirine yakın birinci ve sonuncu atlet derecelerini açıklıyordu. Ne var ki bu sporla benim gibi amatör olarak ilgilenen kişiler için bu derecelere ulaşmak bir amaç değil. Bu kuralların neden bu şekilde konduğunu anlayabiliyorum, ancak bilinmelidir ki spor tarihte amatör bir aktivite olarak başlamıştır, amatörlerin katılımıyla güzeldir. Bu da sessiz bir çığlık bir serzeniş…

Umalım da gelcekte bu bakış açısı değişsin, amatör sporcuların önü kesilmesin.

Gönderen: dnzrn | 11/09/2011

Ağustos – Eylül 2011

KOŞU YÜZME BİSİKLET DİĞER
(km) (dk) (km/s) (km) (dk) (km/s) (km) (dk) (km/s) S T
26.08.2011  11  44  14,7
05.09.2011  10,8  54  11,9
08.09.2011  6,6  38  10,3
11.09.2011  8,6  47  10,8

 

Gönderen: dnzrn | 11/09/2011

Bisikletle ODTÜ

ODTÜ’de bisiklet sürecek çok yol var. Bu yolların pek çok da yolcusu var. Ama bu yolcuların bu yollar hakkında çok konuştuklarını göremezsiniz. Sadece aşırı büyümüş otlarla kaplı bir patikadan geçerken karşılaşırsınız onlarla. Mütevazi bir şekilde selamlarlar sizi, ve yollarına giderler. Benzer biçimde en ıssız yollarda teker izleri gördüğünüzde anlarsınız yolcuların varlığını…

Bahsettiğim yolcuların saklı bilgeliğini düşlemek için ODTÜ Yalıncak arazisine, google maps haritalarından bakmanız yeter de artar. ODTÜ – Bilkent – ORAN arasında örülmüş bir ağ gibidir bu arazideki patikalar. Bazısı çıkışlı, bazısı inişli, kimileri isimli, bir kısmı manzaralı…

Uzun lafın kısası bambaşka ODTÜ’de bisiklet sürmek. Önümüzdeki haftalarda gezdikçe bu patikalar hakkında bilgi vereceğim. Bekleyiniz…

Gönderen: dnzrn | 02/08/2010

Temmuz 2010

KOŞU YÜZME BİSİKLET DİĞER
(km) (dk) (km/s) (km) (dk) (km/s) (km) (dk) (km/s) S T
01.07.2010
02.07.2010
03.07.2010
04.07.2010
05.07.2010 X
06.07.2010
07.07.2010
08.07.2010
09.07.2010
10.07.2010
11.07.2010
12.07.2010 X
13.07.2010
14.07.2010 X
15.07.2010
16.07.2010 X
17.07.2010
18.07.2010
19.07.2010
20.07.2010 X
21.07.2010
22.07.2010
23.07.2010
24.07.2010
25.07.2010 0,3 X X 6,5 X X
26.07.2010 8,0 X X
27.07.2010 0,5 X X
28.07.2010 6,5 X X
29.07.2010 7,0 X X
30.07.2010
31.07.2010
TOPLAM / ORT 0,8 28,0

« Newer Posts - Older Posts »

Kategoriler